Fikret Özlevent web sitesine hoş geldiniz. Bu şekilde yazdığımda sanki kendimden üçüncü kişi olarak bahsediyormuşum gibi olsa da durum aslında böyle değil. Sitedeki ilk yazıda size biraz kendi yolculuğumdan ve bu sitenin varlık sebebinden bahsetmek istiyorum.
Bu platformu ilk kez hayal ettiğimde henüz 18 yaşını doldurmamıştım. O günlerde çok daha tecrübesizdim ve gerçekten böyle bir platformu nasıl hayata geçirebileceğime dair bir fikrim yoktu fakat dayandığım sağlam bir temel vardı. O günlerde dayandığım ve bugün de bu platformu oluştururken her zaman aklımda olan bu temel, oluşturacağım platformun yayın politikasını finansal kaygılarla belirlememekti. Hayal ettiğim şeyin finansal getirisi olması bir gereklilik, fakat sırf okunacağı veya izleneceği için yanlış veya gerçeği yansıtmayan bir yayın yapmak bu platformda bulamayacağınız bir şey.
Bu benim ilk medya platformum değil. Yayın yapmaya bundan 7 sene önce Medium platformunda başladım. Medium’da politika, sosyoloji ve teknoloji kategorilerinde yayınlar yaptım. Medium maceramın ardından bundan iki buçuk sene önce Cesur Yeni Futbol’u kurdum. Cesur Yeni Futbol platformunda iki buçuk senedir podcast yayınları yapıyorum. Bu yayın sürecimde farklı organizasyonlardan antrenörlük eğitimleri aldım. Bu eğitimler ve yayınlarla birlikte o taraftan bir kariyer yapma imkanım da oluştu, fakat şimdilik tercihimi bu yönde kullanmadım. Her ne kadar spor dünyası gözüme güzel bir yol olarak görünse de ülkenin sosyoekonomik durumu her yeri olduğu gibi bu tarafı da çok etkiliyor.
Futbol sektörüne girdiğim günden itibaren beni şaşırtan birçok şeyle karşılaştım. Özellikle TFF’deki organizasyonel problemler ve sınırsız nepotizm insanı hayattan soğutacak cinsten. Eminim siz de kendi iş hayatınızda benzer durumlarla karşılaşıyorsunuzdur. Ülkenin bu gerçekliği suratınıza vurulduğunda öfkelenmemek elde olmuyor ve bu noktada bir tercih yapmanız gerekiyor. Ya olası pozitif geleceğin bir aktörü olmaya çalışacaksınız ya da düzenin bir parçası olacaksınız. İki tercihin de tek bir yöntemi yok.
Herkesin yapabileceği ve öncelenmesi gereken yöntem, kendi hayatımızı belirlediğimiz değerler etrafında yaşamak. Mesela yaya geçitlerinde kimse yol vermiyor, bir cezası da olmuyor diye bu kuralı çiğnememek veya herkes “Clickbait” yapıyor, ben de yapsam ne olur ki dememek. Yani kendi irademizle toplumun ve hukuki düzenin bir parçası olmak. Bu yöntem bir şeylere itiraz etmenin en iyi yollarından biri. Yani bir şeylere itiraz etmek için illaki bir internet sitesi kurarak yazılar yazmaya veya bir podcast programı başlatmamıza gerek yok lakin bu internet sitelerini açanlar da kendi hayatlarıyla bir örnek teşkil etmiyorlarsa inandırıcılıklarını kaybedebilirler.
Yöntemlerden bir diğeri ve en önemlisiyse politikayı öcü olarak görmemek veya bir diğer tabirle apolitik olmamak. Bu site varoluşu gereği politik bir platform. Bu satırları halen okumaya devam ediyorsanız ya beni seviyorsunuz ya da politik bir kimliğe sahipsiniz. Umuyorum ikisi birliktedir.
Şimdi size hayatımızdaki her şeyin politik olduğu nutkunu çekebileceğim kısma geldik, fakat bunu yapmayacağım. Sadece şunu söylemek lazım ki insanlara bir şeyleri daha iyi, basit ve bilimsel çerçevede anlatmalıyız. Türkiye ve dünyadaki politik iklimin sebeplerinin ne olduğunu insanların genel olarak iyi kavradığını düşünmüyorum. Dünyada her bilimin iletişimcisi var ve bilim iletişimi büyüyen bir sektör. Siyaset biliminin de bir bilim iletişimi tarafı olması gerektiğini düşünüyorum. Örneğin bugün Türkiye’nin hala demokrasi olduğunu iddia eden ve bunun bilimsel olduğunu savunan bir kişiye söylediğinin “Her sürüngen sekiz ayaklıdır.” tezinden çok da farklı olmadığını bilimsel bir şekilde anlatmak gerekiyor. Fakat Türkiye’deki durum sekiz ayaklı sürüngenlerin de çok ötesinde.
Günlük gündem o kadar geniş bir alanı meşgul ediyor ki ana haber programları magazin programlarından farksız hale geldi. Bir de artık A Haber’in bile GPT’den oluşturduğu saçma sapan görsellerle haber aktarması kaliteyi de pek yükseltmiyor. Demek istediğim şey, resimlerdeki ufak ve çoğu zaman önemsiz detaylarla o kadar fazla uğraşıyoruz ki resmin ne olduğu unutuluyor. Ressamın sırf arka plan dolu görünsün diye çizdiği bir figürün altında gereksiz anlamlar arayarak boşa zaman geçiriyoruz. Detaylar çok güzel ve çoğu zaman önemli ama arkada ne güzel müzik çalıyor derken Titanik’in battığını fark etmiyorsak ufak bir problem var demektir. Bu platformun amaçlarından biri de günlük gündem maddelerine bu büyük resim üzerinden bakmak.
Konuştuğumuz bütün gündem maddelerini belirleyen iki tane global konu var. Bunlardan bir tanesi teknoloji ve özellikle yapay zeka. Ne yazık ki Türkiye bu konuda sadece bir tüketici, bir aktör değil. Bir diğeriyse uzun süredir devam eden ve 2008 krizinden sonra hız kazanan otoriterleşme dalgası veyahut “Demokrasinin Krizi”. Bu iki konu akademik dünyada da çok popüler ve gerçekten dünyayı şekillendiriyor.
Türkiye’deki temel tartışma da tam olarak demokrasinin bu kriziyle alakalı. Türkiye gündemini ve Türkiye siyasetinin yönünü belirleyen şey aslında sadece bu tek konudan ibaret. Bugünkü Ekrem İmamoğlu davası, mutlak butlan kararı, Deniz Göktaş’ın gözaltına alınması gibi konular otoriterleşme dalgasının bir parçası. Hatta ve hatta sürecin ilerleyişi itibarıyla yeni açılım süreci de bu dalganın bir parçası. Elbette ki bu global dalgada Türkiye’nin kendine özgü birtakım özellikleri var fakat bununla birlikte Türkiye’deki rejimin daha otoriter bir çizgiye kayabiliyor olması global durumla bağlantılı. Global konjonktür meşruiyerleri belirliyor. Bundan bir süre önce Türkiye’deki rejim pek çok ülke tarafından onaylanmayacak bir rejimken bugünkü konjonktürde “kabul edilebilir” bir rejim oluyor. Yani bundan 20 sene önce otoriterleşmenin global bir maliyeti vardı. Bu adımı attığınızda siyasi ve ekonomik bazı yaptırımlarla karşılaşırdınız, lakin bugünün dünyasında durum pek böyle değil.
Bu sitede Türkiye’yi de bu büyük resim çerçevesinde ele alacağım ve global gündeme de elimden geldiğince yer vererek bu haberlerden Türkiye bağlantıları yapacağım. Yani bu sitede politikayı bütünsel bir çerçeveyle ele almak temel amacım olacak. Önümüzdeki günlerde yukarıda dünya gündemini belirleyen asıl konular olarak tasvir ettiğim şeylerle alakalı detaylı bir yazı yayınlayacağım.
Okuyan herkese teşekkür ederek yazıyı bitiriyorum. Tekrardan hoş geldiniz.